Hücrelere toksik ilaçlar kullanarak kanserin tedavi edilmesi yöntemine kemoterapi denir. Cerrahi işlemler ve radyoterapinin aksine, kemoterapi tüm vücutta etkili olur ve vücuda yayılmış veya gizlenmiş kanser hücrelerini öldürür. Yüzden fazla kemoterapi ilacı vardır ve bunların binden fazla kombinasyonu bulunmaktadır ki, her hastalığın ve hastanın değişik kemoterapilerle tedavi edilmesi olağandır. Kemoterapi genellikle damaryoluyla verilse de ağızdan tablet olarak alınan kemoterapiler de vardır.

Kemoterapi ilaçları hızlı büyüyen kanser hücrelerini değişik yollarla etkisiz kılarlar. Bu yollara örnek olarak genetik şifreyi tamamen bozarak hücre işleyişini durdurmak, hücrelerin genetik şifresinin kopyalanmasını bloke etmek verilebilir. Bir çok kemoterapi ilacı karaciğerden veya böbrekten atılır. Bazıları da kendiliğinden etkinliklerini yitirir ve nefesimizle dışarı atılır.

Kemoterapi neredeyse tüm kanser türleri için kullanılır. Yalnız her kanser türünün kemoterapiye yanıt verme olasılığı farklıdır. Lenfoma genel olarak kemoterapiye iyi yanıt verir. Lenfoma tedavisinde önemli olan doğru tiplendirme yapıp, hastalığı yok etme şansı en yüksek kemoterapi / akıllı ilaç / immunterapi kombinasyonunu hastaya sunmaktır.

Damar yoluyla verilecek kemoterapiler için kemoterapi merkezindeki hemşireler önce bir damar yolu açar ve kemoterapi öncesi bulantı/allerji önleyici ilaçları damar yoluyla hastaya verir (20 – 30 dakika). Sonrasında kemoterapi ilaçları başlanır. Kemoterapi protokolüne göre bu işlem 20 dakikadan 8 saate kadar sürebilir. Yine kemoterapi protokolüne göre ilaçlar üç haftada bir, iki haftada bir veya haftada bir yapılabilir. Bunların yanı sıra daha karmaşık kemoterapi protokolleri de vardır. “Dose-adjusted” EPOCH ve Hyper-CVAD gibi lenfomada kullandığımız bazı kemoterapi protokollerinin uygulanması için hastanın hastanede dört-beş gün yatması gereklidir.

Kemoterapi merkezinde tedavi alırken, hastaların genel olarak bir şikayeti olmaz. Ender olarak bulantı hissedebilirler. Kemoterapi öncesi verilen steroid, hastaların kemoterapi aldıkları gün ve ertesi gün kendilerini daha dinç hissetmelerini sağlar. Yeni çıkan bulantı ilaçlarıyla artık hastalar bulantıdan fazla şikayetçi olmazken, yine de evde bulantı ilaçları bulundurulması gerekir. Kemoterapiden bir kaç gün sonra, halsizlik baş gösterebilir fakat bu geçicidir. Lenfoma için kullandığımız kemoterapilerin çoğu hastanın saçlarını döker. Genç ve ileride çocuk sahibi olmak isteyen hastaların verilecek kemoterapiye göre sperm veya yumurtalıklarını dondurtmaları gerekebilir.

Lenfomalı hastalarda kemoterapi sonrası en çok çekindiğimiz sorun enfeksiyonlardır. Lenfomanın kendisi bağışıklık sistemini güçsüzleştirebilir ve bunun üzerine kemoterapi alan hastalar bakteriyel, viral ve mantar enfeksiyonlarına daha açık olurlar. Enfeksiyon kapmamanın işe yarar bir yolu yoktur. Ancak bazı hastalarda enfeksiyonları ağırlaşmadan kontrol altında tutmak için önleme amaçlı antibiyotik, antiviral, antifungal ilaçlar kullanılabilir. Burada önemli olan hastaların gereksiz yere kendilerini kısıtlamamalarıdır. Nitekim, kemoterapi sonrası gelişen enfeksiyonlar genelde hastaların kendi vücutlarındaki (deri, bağırsak, ağızdaki gibi) mikroplardan kaynaklanır. Maske takmak, dışarı çıkmamak, evi sterilize etmek hastaları enfeksiyonlardan korumaz. Tersine, hastanın moralini bozabileceğinden gereksiz önlemler alınmamasını tavsiye ediyorum. Zorlu kemoterapi alan hastalarıma tavsiyem toplu taşıma araçlarını kullanmamaları ve hasta görünen kişilere yaklaşmamalarıdır. Ciddi enfeksiyonlardan korunmanın en iyi yolu belki de, enfeksiyon tedavisine erken başlamaktır. Kemoterapinin 3-10 gün sonrasında çıkan ateş ciddi bir enfeksiyon belirtisi olabilir ve bu gibi durumlarda ivedilikle antibiyotik başlamak gerekebilir. Hatta bazı durumlarda hastanede damar yoluyla antibiyotik verilmesi de gerekebilir.